HÜDAPAR’IN KÜRT MESELESİNE İNSANİ ÇÖZÜM ÇALIŞTAYI

HÜDA PAR’ın öncülüğünde gerçekleştirilen ve iki gün süren “Kürt meselesine insani çözüm çalıştayı” her açıdan önemli ve değerli olmakla birlikte bölge dinamikleri açısından daha da önem arz ediyordu. Belki de ilk kez bu kadar geniş yelpazeli bir çalıştay gerçekleşti.

Çalıştayda ele alınan hususların her biri bu meselenin ne kadar derin ve girift olduğunu, çözümsüz kaldıkça daha da derinleşip düğüm haline geleceğini çok net bir şekilde ortaya koydu. Konuşmacıların tümünün ortak görüşü bu meselenin derin tarihi köklerinin olduğunu ve -lokal bazı iyileştirmeler olmakla beraber- devam ettiği yönündeydi. Özellikle anayasadaki vatandaşlık tanımının değiştirilmemesi ve anadilde eğitimin önündeki yasağın devam etmesi halinde Kürt meselesinin hep kanayan bir yara olarak kalacağı üzerinde görüş birliği vardı.

Selamlama konuşması yapanlardan birinin “Kürt meselesi sadece solcuların meselesi” değildir mealinde sözü can alıcı vurgulardan biriydi. Yüzde yüz olmasa da genel olarak doğru bir tespitti. Bugüne kadar yüksek ses hep o cenahtan geldi. Her ne kadar Müslümanlar (Müslümanlar ifadesini solcu cenahta yer almayanlar olarak kullanıyorum) bu konuda hassas olsalar da sesleri pek fazla duyulmadı. Bunun nedeni belki şartlar belki de önceliklerdi. Ama bu bir gerçek ki Müslümanlar adalet için mücadele etmek zorundadırlar. Çünkü Allah’ın emridir adalet. Zaten İslam’ın kendisi de adalet değil midir?

Özellikle Kürt halkının en temel haklarının geri kazanılması konusunda Müslümanlar ciddi anlamda sorumluluk almalı, Kur’an ve sünnetle teminat altına alınan bu hakların iadesi için imkanlarını seferler etmeliler. Çünkü bu, İslami bir sorumluluktur ve bu mesele artık İslami kesimin de derdi olmalıdır. Bugün çocuklarımız dillerini konuşmaktan vazgeçmiş durumdadırlar. Yıllar önce ev, sohbet ve çarşı Pazar dili olan Kürtçe yerini Türkçeye bırakmış haldedir. Konuşulan Kürtçe, Kurmanci olmaktan çıkmış Tirkmanci olmuştur. Dil halk demektir. Dil yok olursa halk da yok olur. Asimilasyon şu an hiç olmadığı kadar yüksek seviyede seyretmektedir. Bunun önünü almanın tek yolu Anayasal güvence ve anadilde eğitimdir.

Bu çalıştay, Kürtlerin farklı kesimlerinden insanının birbirini kırıp dökmeden oturup konuşabildiklerini, konuları müzakere edip tartışabildiklerini gösterdi. Bu çok önemli bir gelişme… Bir toplum birbirine paralel ve zıt fikirlerle oturup konuşabiliyor ve tartışabiliyorsa sonunda da bazı konularda hemfikir olup beraberce bir irade beyanında bulunabiliyorsa birçok engeli aşmış demektir. Biz iki gün boyunca bunu net bir şekilde gördük. Bu çalıştayda, birçok farklı kesimden insanın bir araya gelip rahatça fikirlerini beyan etmeleri ve bunu kırıp dökmeden çok medeni bir şekilde gerçekleştirmeleri, HÜDA PAR için bir başarıdır. Hakkını teslim etmek lazım.

Şunu da gördüm ki Dem ve Pkk cenahında yer almayan çok büyük bir kesim var ve bunlar kendilerini rahatlıkla ifade edebilecekleri bir yer arıyorlar. HÜDA PAR bu anlamda bir menzil olur mu bilemem; ama bu kesim Kürt meselesinin çözümü hususunda ciddi bir rol oynayacaktır.

Çalıştay bildirgesi vicdan ehli olan hiç kimsenin itiraz etmeyeceği maddeler içermektedir. Bunlardan özellikle şiddetin olmadığı bir yöntem izlenmesi ve Ankara’nın saadeti, Diyarbakır’ın huzuruna bağlıdır vurgusu, İslami değerlere aykırı hiçbir çözüm modeli Kürt halkı nezdinde karşılık bulmayacaktır tespiti; tarih ve edebiyat müfredatında bulunan resmî ideolojinin gerçeğe aykırı tezlerinden vazgeçilmeli, Kürtçe anayasal güvenceye kavuşturulmalı, anadilde eğitimin önündeki bütün engeller kaldırılmalı talebi ciddiyetle üzerinde durulması gereken hususlardır. Umarım bu çalıştay gerekli ilgiyi görür ve değerlendirilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum